İçeriğe geç

Bitkisel hayatta acı çekilir mi ?

Bitkisel Hayatta Acı Çekilir Mi? Bir Kaybedişin Ardında Kalan Sorular

Bursa’daki akşamüstü güneşi, gözlerimi kör ediyor. Çalışan bir genç olarak, bazen hayatın anlamını sorgulamak, duygusal olarak sıkışmış hissetmek normal oluyor. Ama bugünkü yazıyı biraz farklı yazacağım, çünkü içimden geçen şeyleri kelimelere dökmek istiyorum. Bugün, “Bitkisel hayatta acı çekilir mi?” sorusunu bir duygusal yolculukla anlatacağım. Kayseri’de doğup büyüdüm, ama içimde o kadar çok şey birikmişti ki, bazen kaybolmak istiyordum. Bu yazı, belki de yıllardır taşımak zorunda olduğum bir hikâyenin ilk kez dışarı çıkması olacak.

Bir Sabah, Bir Kayboluş: Ne Olduğunu Hiç Anlamadım

Bir sabah, o kadar sıradan bir gün gibi başlamıştı ki… O an bir şeylerin değişeceğini, bir kaybın ortasında kalacağımızı kimse bilmiyordu. Evde annemin kahvaltıyı hazırladığı sabahları seviyorum. Yıllardır aynı kokular, aynı huzur. Ama bir gün, o huzur bir anda yok oldu. Bu hikâye, aslında sevdiğim birini kaybetmenin, kaybettikten sonra yaşadığım duyguların, acıların başlangıcı. Bir sabah, telefonuma gelen bir mesajla her şeyin ne kadar ters gidebileceğini fark ettim.

Telefonun ucundaki ses, “Bir aksilik var, hemen hastaneye gelmeniz gerek” diyordu. Anlatmaya çalıştığım şeyin ne kadar kötü bir şey olduğunu tam olarak bilmiyordum, ama içimde kötü bir his vardı. Annem, amcam, herkes bir şekilde o sabah telaş içinde. Hızla hastaneye koştuk. Amcam, bir kazada ağır yaralanmış ve komaya girmişti. Sonrasında öğrendik ki, o komaya girdiği an itibariyle bitkisel hayata geçmişti. Geriye sadece gözlerini aralık bırakmış, ama hiçbir şey hissetmeyen bir beden kalmıştı.

Bitkisel Hayatın Acısı: Bedeni Yaşarken, Ruhun Nereye Gidiyor?

Herkes “acılı bir durum” diyor, ama bir insanın bitkisel hayatta olması, sadece fiziksel olarak yaşaması değil, ruhsal olarak da bir hiçlik içinde olması. Bir düşünün, bir insan hala hayatta mı? Gerçekten yaşamak mı? Bedenin nefes alması, kalbin atması, ama beynin, duyguların ve düşüncelerin kaybolması… Bitkisel hayatta acı çekmek, belki de bu kadar derin bir kaybı anlamakla alakalı.

İçim acıyordu, çok acıyordu. Gözlerindeki o boşluk, bana daha çok bir kaybolmuşluk hissi veriyordu. Onun bedeninin hala orada olduğunu görmek, beni hem hayata tutunmaya, hem de bir yerlerde kendimle yüzleşmeye itti. Bitkisel hayatta olup, acı çekmek mümkün müydü? Ama daha da önemlisi, o an, biz sadece amcamızın bedenini mi seviyorduk? Yoksa içinde bir umut taşıyor muyduk? Şu soruyu kafamdan atamadım: “Acı çekerken bile bir yerlerde, bir şekilde hissetmek mümkün mü?”

Bir Işığa Tutunmak: Umutla Beklerken

Bir süre hastaneye gitmek, amcamın başucunda oturmak, beklemek… Aslında bir yandan onun bir gün uyanacağına dair bir umut vardı. Ama daha sonra fark ettim ki, bu sadece başkalarının bizim acılarımıza karşı durduğunda inandığı bir umut. Kendi kendime soruyordum, “Bitkisel hayatta olan bir insan uyanabilir mi?” Sonuçta, bir insanın hayatta olup olmaması, sadece biyolojik işlevlerin devam etmesiyle değil, bir tür ruhsal bağla da ilgili değil mi? Geriye sadece umut, ve bir şekilde ona tutunma isteği kalıyor. Bir anlamda bir yüke dönüşüyor, ama aynı zamanda o yük, ruhsal olarak seni bir şekilde yaşatıyor.

Geceyi o başucunda geçirdiğimde, gerçekten onun acı çekip çekmediğini düşündüm. “Bir insan bilinçsiz olarak yaşarken, acıyı hissedebilir mi?” Diğerlerinin söylediği gibi, o anda her şeyin bir yıkım olduğunu, umutların tükenmiş olduğunu anlamıştım. Ama bir yerde, yine de bir ışık vardı, belki de çok uzun zaman önce kaybolmuş bir ışık. Her sabah, amcamın gözlerinin o boş haline bakarken, aynı soruları sordum. Ama ne zaman, bir şeylerin değişeceğini, o ışığa bir şekilde ulaşıp ulaşamayacağını düşündüm, bir anda kendimi çok kırgın hissettim. Hiçbir şeyin kesin olmadığını fark ettim.

Hikâyenin Sonu: Kaybolmuş Bir Bağ, Ama İçimdeki Soru Bitiş Yok

O dönemde, her şey çok ağır geliyordu. Zamanla, amcamın o hala devam eden yaşam savaşı bir yerden sonra yalnızca bir boşluk gibi görünmeye başlamıştı. Ama hep düşündüm: “Bitkisel hayatta acı çekilir mi?” Belki de fiziksel acılar duyulmaz, ama insanın ruhu? Her sabah, her gece o boşluk, hiçliğe dönüşen bir bedenin yanında oturmak… Gerçekten, acıyı hissetmek mümkün müydü?

Birkaç hafta sonra, doktorlar, amcamın beyin fonksiyonlarının tamamen kaybolduğunu söyledi. Ama o gün, o karar verildiği anda içimde bir his vardı. Belki de çok basit bir şekilde: “Bitkisel hayatta acı çekilmez.” Çünkü aslında, her şeyin ötesinde, acı çekmek için bir şeylerin hala var olması gerektiğini düşündüm. Ve bir noktada, her şeyin bir anlamı olmadığını fark ettim. Amcamın kaybı, onu kaybetmek ve o kayıptan çıkmak, benim hayatımı değiştirdi. Çünkü bazen insanlar, ya da insanlar gibi görünen varlıklar, sadece hayatta oldukları için değil, bir iz bıraktıkları için değerli olurlar. Onlar, o kaybolmuş bağla yaşamaya devam ederler.

Ve sonra, o an, her şeyin sonlanması, bana acının bir yerde son bulduğunu öğretti. Çünkü bazen, bitkisel hayatta olan bir insanın acı çekip çekmediği, bizlerin onlara duyduğumuz acıyı nasıl hissedip, nasıl taşıdığımıza bağlıdır. Belki amcam acı çekmiyordu, ama ben, biz, onun hayatta olduğuna inanmak istiyorduk. Onun ruhsal acısını hissedemeyebilirdik, ama o boşluk, bir şekilde bizde yaşadı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino mecidiyeköy escort
Sitemap
hiltonbet giriş